Doğa Hareketleri Araştırma Derneği (DOHAD) Başkanı Fuat Ağalday, 17 yıldan bu yana sürdürdükleri çalışmalarla, depremi önceden tahmin edecek sistemde yüzde 80-90 oranında başarı elde ettiklerini açıkladı.

DOHAD Başkanı Fuat Ağalday, resmi kayıtlara göre 17 bin kişinin yaşamını yitirdiği 1999 Gölcük depreminden sonra 2002 yılında Depremler önceden tahmin edilemez?’ sorusuna yanıt arayan bir grup arkadaşı ile derneği kurduklarını söyledi. Ağalday, depremlerin çok karmaşık bir yapısı bulunduğunu, Richter ölçeğine göre 5 veya 6’dan büyük hasar verici depremlerin öngörüsünü tespit edebilmek için dünyada yapılan bütün çalışma ve işlemleri izlediklerini, Türkiye’de yerel yönetimlerin de desteği ile 17 yıldan bu yana AR-GE çalışması yaptıklarını anlattı.

DOHAD Başkanı, akademik camiadan da bilim insanlarının çalışmalarına destek verdiğini belirterek şu bilgileri verdi: “İşin çıkış noktası İTÜ’den Prof. Dr. Burak Berk Üstündağ hocamız. Kendileri depremler olmadan önce meydana gelen havadaki bazı sinyallerin ölçüm mekanizmasını geliştirmişti. Derneğimizdeki aralarında eczacı, doktor, elektrik, elektronik, bilgisayar mühendisi gönüllü arkadaşlarımız ile çalışmaları sürekli geliştiriyoruz. Depremi bilmek: tam saat, gün ve koordinat vererek büyüklükleri ile bilmek demek. Biz tam olarak bunu yapmıyoruz. Bence buna da ihtiyaç yok. Günler öncesinden hangi bölgede, hangi büyüklükte bir deprem olacağına dair tahminde bulunmak istiyoruz. Uzun vadede istatistik çalışmalara dayanarak Türkiye’de deprem potansiyeli olan deprem fay hatları, deprem üretebilecek noktalar zaten şu anda biliniyor. Ama ne zaman deprem olacağını bilmiyoruz. Bu aşamada tahmin aşamasındayız. Deprem potansiyeli olan, deprem üreteceği belli olan fay hatlarına çeşitli mekanizmalar, ölçüm aletleri, sensörler kurarak fayları izlemeye çalışıyoruz. Depremlerin son anını hissediyoruz. Ama deprem olmadan önce yıllar öncesinden başlayan orada bir hazırlık aşaması var. GPS verileri ile sürekli izlenen faylarda nerenin ne kadar sıkıştığını gününüz teknolojisinde anlık olarak takip etmek mümkün. Son aşamasında hangi bölgenin ne kadar sıkıştığını, stres biriktirdiğini kurulan cihazlardan görüyoruz. 17 yıllık çalışma sonucundaki bilgi birikimlerine dayanarak 5’ten büyük bir depremin geleceğini aşağı yukarı 30 gün öncesinden topladığımız verilerden tespit edebiliyoruz.” Fuat Ağalday, büyük depremlerin meydana gelmeden önce çeşitli uyarılarla adeta Ben geliyorum’ dediğini savunurken, “Biz doğanın dilini, mekanizmayı çözemediğimizden Depremler tahmin edilemez’ diye kestirme bir cevap veriyoruz. Böyle bir şey yok. Depremler tahmin edilebilir. Ama bunun için çok iyi, disiplinli çalışma yapmak lazım. Bu demek değildir ki; Her depremi yüzde 100 tahmin edeceğiz. Şimdilik bu mümkün değil. Ama başarı oranı bizce yüzde 80- 90’larda. Hava durumu da yıllar öncesinde bir tahmin olarak başlamıştı. Günümüz teknolojisinde artık havanın, atmosferin ‘röntgenini’ çekebiliyoruz. Aynı şekilde yer altının, litosferin (Yer küre) de başka bir deyimle depremin fotoğrafını çekebilirsek ayrıntılı olarak bir depremin gelebileceğini günler hatta aylar öncesinden geliştirilen sensörlerle, yeni teknoloji ile görebilir ve Bir deprem geliyor’ diyebiliriz” diye konuştu.

Ağalday, derneğin 2002’de kurulmasından sonra 2007’de 1855 yılında çok büyük bir depremin meydana geldiği Bursa’nın Nilüfer İlçesindeki yerel yönetim ile işbirliği yaparak Deprem izleme istasyonu projesi( başlattıklarını kurduklarını, aynı yıl Tekirdağ Yeniçiftlik’te başlattıkları deprem izleme istasyonu sayısının Marmara Bölgesi’nde 60’a ulaştığını, bunlar arasında Silivri, Beylikdüzü ve Avcılar ın da bulunduğu bildirdi.