İZODER (Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği) olarak, deprem gerçeği ve yalıtım konusunda kamuoyunu bilinçlendirmeyi görev edindiklerini belirten İZODER Başkanı Levent Gökçe, “Ülke olarak depremle yaşamayı öğrenmeli, güvenli ve kaliteli yapılaşma bilinciyle hareket etmeliyiz. Topraklarının yüzde 95’lik bölümü deprem kuşağında yer alan ülkemizde, can ve mal güvenliğini sağlayabilmek için alınması gereken en temel önlemlerin başında uzun ömürlü ve depreme dayanıklı binalar inşa etmek geliyor” diye konuştu.

Kentsel dönüşüm süreci iyi değerlendirilmeli

Ülke genelinde milyonlarca konutta halen su yalıtımının olmadığını vurgulayan Levent Gökçe, bugün su yalıtımı ile donatılmış güvenli ve nitelikli binaların inşa edilmesinde kentsel dönüşümün büyük bir fırsat olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Kentsel dönüşüm sürecinde inşa edilen yeni binalarda yalıtım uygulamalarına öncelik verilmeye başlandığını görmek, hem yalıtım sektörü hem toplum adına sevindirici bir gelişme. Bina dayanımı için gerekli olan su yalıtımı, şimdiye kadar çoğunlukla ihmal edildiği için, ülkemizde 30-40 yıllık binalar ömrünü tamamlamış olarak görünüyor. Oysa asgaride 80-100 yıl gibi bir süre için tasarlanan ve inşa edilen binalarımız, bu süre içinde korozyon etkisine karşı korunmuş olmalı. Önümüzdeki kentsel dönüşüm sürecini iyi değerlendirip, su yalıtımını kaliteli malzeme ve uzman uygulamalar ile gerçekleştirirsek, her deprem sonrasında yaşadığımız üzücü durumların önüne geçebiliriz.”

Su yalıtımı hayati önem taşıyor

Yapıyı oluşturan ana unsurlar demir ve betonu binanın ömrü boyunca koruyan su yalıtımının hayati önem taşıdığını vurgulayan Levent Gökçe, “Betonarme yapı sistemlerinin en çok etkilendikleri noktalardan biri suya karşı hassasiyetleridir. Yapılarımıza suyun nüfuz etmesi durumunda, taşıyıcı elemanlarda bulunan demir donatılar korozyona maruz kalarak paslanıyor ve binalarımızın ömrü ve dayanıklılığı azalıyor. Korozyona maruz kalan bir bina, yapımından sonraki 20 yıl içinde taşıma kapasitesinin yarısından fazlasını kaybedebiliyor” dedi.

Denetim çok önemli

Levent Gökçe, “Binanın taşıyıcı sistemini zayıflatan korozyonu engellemenin tek yolunun standartlara uygun doğru malzemelerle, tekniğine uygun su yalıtımı uygulamasının yapılmasıdır. Yönetmelikler tam anlamıyla uygulanmaya başlanıp denetim mekanizmaları etkili bir şekilde devreye girdiğinde, toplum olarak güvenli ve sağlıklı binalara sahip olacağız” diye konuştu.

Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği tasarım ve uygulamacıların yolunu belirliyor

Binalara dayanıklılık, kalite ve konfor kazandıracak ‘Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin 1 Haziran 2018 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdiğini hatırlatan Levent Gökçe, “Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği” içerisinde zorunluluk olarak ifade edilen su yalıtım uygulamalarının bu yönetmelikte daha etkin bir şekilde hayata geçirileceğini sözlerine ekleyerek binalarda Su Yalıtım Yönetmeliği uygulamaların ve işleyişin yöntemini ortaya koyarak tasarımcıların ve uygulayıcıların yolunu belirlemesini sağladığını ifade etti.

Su yalıtımının maliyeti sanıldığı gibi yüksek değil
Su yalıtımının maliyetinin sanıldığı kadar yüksek olmadığını belirten Gökçe, şöyle konuştu: “Bugün yeni inşa edilen bir binada su yalıtımı uygulamalarının maliyeti toplam bina maliyetini %3 ila %4 üne tekabül eder. Mevcut binalarda elbette bu maliyet biraz daha artıyor. Arazi yapısı, binanın zemini gibi başka faktörler de devreye giriyor. Ancak yine de inşaatın geneline göre yüksek maliyetler söz konusu değil. Su yalıtımı yapılmamış, dolayısıyla korozyona uğramış binaların depremden olumsuz etkilenmesi sonucu ortaya çıkan sonuçlar ise ne yazık ki hem can güvenliği hem de mal güvenliği açısından çok ciddi sonuçlar ortaya koymaktadır.”