Ankara’da düzenlenen ‘Akıllı Şehirler ve Belediyeler Kongre ve Sergisi’nin ilk gününde düzenlenen ‘Akıllı Şehirler İçin Temel Politikalar’ ana oturumunun moderatörluğunü Cumhurbaşkanlığı Bilim, Teknoloji ve Yemlik Politikaları Kurulu Başkan Vekili; TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Haşan Mandal üstlendi. Oturuma; Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Başkan V. Prof. Dr. Şükrü Karatepe, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Dr. Ali Taha Koç, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Fatma Varank, İçişleri Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Tayyip Sabri Erdil, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kaçır katıldı. Mandal, ‘Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı’ hazırlayan dünyada dördüncü ülke olduğumuza dikkat çekerken Karatepe, problemleri çözmek için yeni politikalar geliştirmemiz gerektiğini belirtti. Karatepe, “Akıllı şehirler; sadece teknolojik alan olarak değil entelektüel bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Akıllı şehir uygulamalarıyla vatandaş ile kamu idaresi doğrudan karşı karşıya geliyor, birebir temasa geçebiliyor. Bürokrasiyi azaltmak için de büyük yarar sağlıyor” dedi. Kalitenin yükseltilmesi için Türkiye’de bilgi ve tecrübenin bir araya getirilmesi gerektiğine vurgu yapan Karatepe, “Her uygulama sıfırdan başlıyor. Keşfedileni herkes yeniden keşfediyor. Akıllı şehirlerin Türkiye’de sahibi yoktu. ‘Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı’ ile işin sahibi artık Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’dır” değerlendirmesini yaptı.

Şehircilik anlayışında veri odaklı yaklaşımla strateji belirlememiz gerektiğini ifade eden Koç, “Dijital dönüşümün olmazsa olmazı veridir” dedi. Koç, konuşmasında şu noktalara dikkat çekti: Veri günümüzün ham petrolüdür. Veriyi işlemezseniz değer üretemezsiniz. Kurumlar arası iş birliğini geliştirmek ve kamuda veriye dayalı etkin karar alma süreçlerini oluşturmak için kamu kurum ve kuruluşlarımızın tüm uygulama, platform ve altyapı katmanlarında kullandıkları verilere ilişkin standart ve tanımlamaların yer alacağı Ulusal Veri Sözlüğü projemizi başlattık. Önemli olan kamunun arasında paylaşım sağlaması. Bu şekilde mükerrerlik önlenirken verinin standartlaşmasıyla yapay zekâ ile değer üretilebilecek. Verinin korunması ve depolanması büyük önem taşıyor. Çünkü verilerimiz bize karşı kullanılan bir silaha dönüşebiliyor. Verimizi koruyacağız ve Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalacak.” 21. yüzyılda ülkelerin şehirleriyle var olduğunun altını çizen Kıran, “Şehirler arası rekabetin olduğu bir noktadayız. Her bir şehrimizin başarı hikâyesi bulunuyor. Diğer yandan tehditler gündemde ve öncelikle şehirlerimizle başa çıkmak zorundayız. Akıllı şehirler kavramını; dünyadaki yeni tehditleri yönetebilme becerisi olarak görüyorum. Göç sorununu çözmeden ülkemizin tehditlerle mücadele etme gücü de olmaz. Bunu da, teknolojik gelişmeleri ve yeni eğilimleri izleyerek yapabiliriz. Kendi özgün politikalarımızı geliştirmeliyiz, o zaman talep edilen oluruz” şeklinde konuştu.

‘Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı’ hazırlayan dünyada dördüncü ülke olduğumuzu yineleyen Varank, “Bu eylem planı doğrultusunda çalışılırsa dünyanın pek çok belediyesine örnek olabiliriz. Akıllı şehir uygulamaları ciddi bir ihraç kalemi olabilir” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Akıllı şehirlerin yetkin kişiler tarafından uygulanması çok önemli. Tüketen değil üreten olmak yolunda gençlerimizin önünü açmalıyız. Strateji belgemizde kamu kuruluşlarına görevler verdik. Akıllı şehir uygulamaları sadece teknik değil sosyal devlet açısından da çok önemli. Belgemizde yerli ve milli üretimi de vurguladık. Diğer yandan 81 ilimizin şehir merkezlerinin dijital ikizlerini oluşturduk. Bu altlığın ve dijitalleşmenin ne kadar önemli olduğunu görmüş olacağız.
Akıllı şehir uygulamalarının bizleri mutlu edecek uygulamalarla sınırlı kalmasını temenni ediyorum.” Akıllı güvenlik bileşeni kapsamında konuşacağını aktaran Erdil, “Sadece sensorlerin tasarımıyla ve teknolojik araçlarla akıllı şehir olunmaz. Coğrafyamızdaki şehir yaşamındaki tüm bileşenlerin eşgüdüm içerisinde, ekonomik ve sosyal tasarımıyla mümkün olabilir. Şehir tasarımını, bunun teknik altyapısını ve şehir döngüsünü oluşturmak gerekiyor” dedi. “Ülkemizde teknoloji çöplüğü oluşturuyoruz” ifadesini kullanan Erdil, “Birçok teknolojiyi de düşük kapasiteyle kullanıyoruz” yorumunu yaptıktan sonra şunları kaydetti: “Teknolojiyle oluşturulan akıllı ortamlar ve çözümlemeler; riskleri öngörerek önlem almayı ve etkisiz hale getirmeyi sağlıyor. Terörle mücadele bütünleşik çalışan teknolojik ortamın, yazılımların, otomasyonların önemli bir rolü olmuştur. Belediyelerin işleyişine göre tasarladığımız ve yüzde 80’ini tamamladığımız e-Belediye sistemimizi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devrediyoruz. Bu, akıllı şehirleri ciddi anlamda destekleyecek bir çalışmadır.”

Bugün 4. Sanayi Devrimi içinde olduğumuzu ifade eden Kaçır, önceki sanayi devrimlerinde olduğu gibi müşteri ve pazar mı yoksa lider mi olacağız sorularını aktardı ve “4. Sanayi Devrimi, bu kez dünyaya refahı eşit şekilde getirebilecek mi?” diyerek şunları paylaştı: “Yüksek teknoloji üreten ve dünyaya ihraç eden ülke olma yolunda yoğun şekilde çalışıyoruz. Savunma sanayinde yerlilik ve millilik büyük önem taşıyor. Sadece savunma teknolojilerinde yerli ve milli olmak yeterli değil. Teknolojinin tüm dikeylerinde yerli ve milli olmazsanız özellikle kritik bileşenlerde tam bağımsız olamazsınız.” Kaçır, Bakanlık olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ‘Akıllı Şehir Olgunluk Değerlendirme Modeli’ ile yoğun katkı sağladıklarını vurguladı. ‘Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüsü’ ile liderlik edeceklerine dikkat çeken Kaçır, “Biz eğer Türkiye’de akıllı şehirler konusunda yerli-milli çalışmalar yapabilirsek dünya çapında markalar çıkarabiliriz” şeklinde konuştu. “Yerliliği dışlayan kamu ihaleleriyle hep birlikte mücadele etmeliyiz” değerlendirmesini yapan Kaçır, şu detayları aktardı: “Türkiye’nin otomobili sadece bir otomobil projesi değil, mobilite ekosistemini dönüştürecek bir projedir.”